Koştura Ne Demek?
Arkadaşlar… Bir kelime dikkatimi çekti: koştura. Kulağa yerel bir tabir gibi geliyor olabilir ama işin içinde hem tarih, hem kültür, hem de günlük yaşamın temposu var. Bugün birlikte bu kelimeyi, kökenini, günümüzdeki yansımalarını ve geleceğe açılan pencerelerini irdeleyeceğiz. Hadi gelin, biraz kafa yorup sohbet edelim.
Kökeninde Ne Var?
“Koştura” kelimesi Türkçede sık kullanılan bir yerleşik kelime görünmüyor — yani resmi sözlüklerde (örneğin Türk Dil Kurumu) net bir karşılığı olmayabilir. Bu durum, kelimenin yerel ağızlardan, günlük konuşmalardan ya da şivesel kullanımlardan alınmış olabileceğini düşündürüyor. Yerel dilbilim çalışmalarında, halk dilinde kullanılan bu tür kelimeler bazen günlük temposu, koşuşturma hali ya da bir şeyleri “koşturma” fikriyle ilişkili olarak çıkıyor karşımıza.
Bu bağlamda “koştura” kelimesi, koşturma / hızlı çalışma hali gibi bir anlam taşıyor olabilir: Bir işi aceleye getirme, hızlıca hareket etme, adeta bir koşturmaca içinde olma durumu. Böyle bir anlam çıkabilir çünkü Türkçedeki “koşturmak” kökü, bir şeyi çabuk yaptırma, çok çalıştırma, hareket halinde olma anlamlarını içeriyor.
Günümüzde Kullanımı ve Yansımaları
Bugün bu kelimeyi düşünürsek: Koştura hâlinde olan insanlar, artan hayat temposu, teknolojinin baskısı, şehir hayatının koşuşturmacası… Tüm bunlar “koştura” kelimesinin barındırdığı hissi pekiştiriyor. Yani, sadece “acele etme”yi değil, bir nevi zihin ve beden koşturmacasını da anlatıyor olabilir.
Örneğin iş dünyasında, “koştura koştura işler” ifadesi aslında şöyle diyebilir: Sürekli yetişme çabası, durmaksızın hareket etme, belki de eksik dinlenme. Sosyal ilişkilerde ise “koştura koştura” geçip giden zaman, kaliteli anların azalması ile bağdaşabilir. Yani, kelime bugün bir hayat biçiminin eleştirisi olarak da kullanılabilir: “Hayatımız artık sürekli bir koştura girdabında mı?”
Geleceğe Bıraktığı Sinyaller
Koştura hâli sadece bugünle sınırlı değil. Geleceğe baktığımızda, teknolojinin daha da hızlanması, yapay zekâ, otomasyon, sosyal medyanın 24 saat devrede olması… Bu koşullarda “koştura” hâli daha da yaygınlaşabilir. İnsanlar belki daha hızlı erişim, daha hızlı tepki, daha hızlı yaşam beklentisi içine girer. Ama bunun karşısında ortaya çıkan tükenmişlik, yavaşlamayı arama, daha anlamlı zaman geçirme isteği gibi yeni eğilimleri de gözlemleyebiliriz.
Yani “koştura” sadece bir kelime değil, aynı zamanda bir kültürel kod: Ne kadar hızlı gidebiliriz? Hızın bedeli ne? Bu sorularla yüzleşmemiz gerekebilir. Ve belki de gelecekte, “koştura’yı durdurabilme” ya da “koştura içindeki dengeyi görebilme” becerisi daha kıymetli olacak.
Neden Önemli ve Tartışmaya Açık?
Koştura hâli, verimlilik açısından övülebilirken aslında sürdürülebilirlik, zihin sağlığı, insani değerler gibi açılardan sorgulanmalı bir hâl.
Hız – zaman ilişkisinde “koştura” kelimesi bize şunu soruyor: Zamanı ne için koşturuyoruz? Kim için?
Teknolojinin sunduğu “her an ulaşılabilir olma” hali, günlük yaşamın ritmini değiştirdi. Koştura bunun bir ifadesi mi? Ve bu değişim bizi olumlu mu yönlendiriyor yoksa bir yitiklik hâline mi getiriyor?
Arkadaşça bir sohbet olarak şunu söyleyebilirim:
Hayatımıza biraz ara verip sorabiliriz: “Ben şimdi koşturuyor muyum, yoksa gerçekten yaşıyor muyum?” “Koştura içinden çıkıp bakınca manzara farklı mı görünüyor?”
Bu kelimeyi kendi yaşamımıza yansıttığımızda, belki bir adım geri çekilip koşturmanın değil anlamanın peşine düşebiliriz. Çünkü kelimeler yalnızca var olmak için değil, bizi düşündürmek için de vardır.
Sonuç — Kelimelerle Yaşamak / Kelimelerle Düşünmek
Koştura kelimesi belki resmi sözlüklerde yer almıyor olabilir ama günlük dilimizde, şivemizde, bedenimizin temposunda karşılığı var. Geçmişten gelen bir ritim, bugünle buluşan bir refleks ve geleceğe dair bir uyarı… Kelimelerle yaşamayı seviyorsak, onlara kulak vermeli; anlamlarını sadece bilmekle kalmamalı, hissedebilmeliyiz.
Ve son bir soru: Hayat senin için “koştura” mı yoksa “yaşama” mı? Hangi tarafını seçersin?