İçeriğe geç

Titre etmek ne demek ?

Titre Etmek Ne Demek? Bir Anı, Bir Duygu, Bir Kalp Çırpıntısı

Kayseri’nin o serin akşamlarından biriydi, rüzgarın uğuldayışı hafifçe penceremin camlarını titretiyor, ben ise içimden bir şeylerin uğuldayıp durduğu, kalbimi titreten bir boşlukla baş başa kalıyordum. O gece hayatımda ilk kez “titre etmek” kelimesini duydum. Ama o kelime, o kadar derin bir yankı uyandırmıştı ki, sanki o anın içinde ben de titreliyor, sadece kelimeleri değil, duygularımı da anlamaya çalışıyordum.

Bir Göz Göze Gelme, Bir Kalp Çırpıntısı

Henüz 18 yaşımdaydım. Kayseri’nin o taş sokaklarında, ilk aşkımı keşfettiğim yaş. Bir gün okuldan sonra, alışık olduğum o eski kafede, bir arkadaşımın önerisiyle yeni tanıştım. O, gerçekten bana göre değildi; sesiyle, gülüşüyle her şeyini sevdiğim o insandı. Ama bir şey vardı, bir şey bana sormak için hep cesaretimi kırıyordu. Onun gözleri… Gözleriyle bütün hikayeleri anlatıyordu. Her bakış bir şey söyleyip, hiçbir şey söylemiyordu.

Bir akşam, kafede o masada oturduk. Müzik azalmış, sohbet bir anlığına durmuştu. O an, gözleriyle benim gözlerim bir an daha uzun süreye birbirine kilitlenmişti. Benim kalbim öyle hızlı atıyordu ki, sanki her an kollarımda bir şeyin titreyişini hissediyordum. Kalbimde yaşadığım o anlık “titre etme” hissi… Bunu başkalarına anlatmak zordu. Çünkü bu, bir bakışla başlayıp, bir duyguya dönüşen, kalbimi öylesine sarıp sarmalayan bir şeydi. Gözlerimiz o kadar derindi ki, bende derin bir boşluk bıraktılar. O an, o bakışın içinde ne kadar boş, ne kadar çalkantılı bir duygu bulduğumu, o kadar heyecanlı hissettiğimi kimseye anlatamazdım. İşte o zaman “titre etmek” kelimesi içimde yankı yaptı.

Hayal Kırıklığı ve Kalp Çırpıntıları

O geceyi hatırlıyorum. Rüzgarın sesi bir türlü kesilmemişti, tıpkı kalbimdeki o çırpınış gibi. O anda birbirimize çok yakın olsak da, fark ettiğim bir şey vardı: O bakışlar, her şeyin başlangıcıydı ama aynı zamanda sona yaklaşan bir yolda ilerliyordu. Hiçbir şey söylemeden, birbirimize sessizce bakarak saatlerce oturduk. Ama o sessizlikte, bir şeyler vardı; kelimeler söylenmeden bir dünya inşa edilmişti.

Sonra bir hafta sonra, beklediğim telefon gelmedi. Hani, bana göre birbirimize biraz daha yakın olabileceğimiz o anlardan sonra, bir mesaj bile atılmamıştı. O geceyi düşündüm, gözlerimin içine o kadar uzun bakmıştı ki, kalbimdeki titreyişin bitmeyeceğini sanmıştım. Ama hayat her zaman böyle. Hayal kırıklığı, o kadar derinden geliyor ki, bir kalbin başka bir kalp tarafından hiç fark edilmemesi hissini yaşamak… İşte bu yüzden “titre etmek” demek, sadece bir kelime değil, aynı zamanda bir kalp çırpıntısıydı. Bir kalp çırpıntısı ki, bazen o kadar güçlü oluyor ki, hemen ardından sanki hiçbir şey hissetmiyor gibi olmaya başlıyorsunuz.

Bir Başka “Titre Etme” Hissi

Zamanla “titre etmek” kelimesini başka bir şekilde keşfettim. Birçok insana o eski geceyi anlatmaya çalıştım ama kelimenin tam anlamını vermek çok zordu. Çünkü her şey o kadar derindi ki, başkalarına anlatmak, o anı başka bir gözle görmek zorlaşmıştı. Bir yanda kırılan kalp, diğer yanda hayal kırıklığı… Ama bu sefer başka bir şey hissettim: Bir umut. Bir başka “titre etme” duygusu vardı içinde. Kendimi tanımadığım bir dünyada buldum. Kayseri’nin sokaklarında yürürken, bir şeyler derinden titremeye başlamıştı. Kalbimde, o eski geceyi unutmam için önce kendimi affetmem gerektiğini fark ettim. O an, içimde bir rahatlama vardı. Kalbim yine hızla çırpınıyordu, ama bu sefer, farklı bir hisle…

Şimdi, “titre etmek” ne demek sorusuna geldiğimde, bazen duyguların fiziksel olarak birini harekete geçirmesi gerektiğini düşünüyorum. Kalbinin hızlı atması, ellerinin titremesi, karnındaki kelebekler… Titre etmek demek, aslında bir duygu kasırgasına kapılmak demek. Bu, birinin içinde uyandırdığı etkiyle ilgili. Hani, bir bakışla bir ömrün hissedilmesi gibi. Bu, birini tanımadan bile, ruhsal olarak ona yakın hissetmeyi sağlıyor. Bu, bir hissin derinliği, bir anın içine sığan binlerce duygunun bütünleşmesi.

Bazen, insanların fark etmediği o ince çizgi var; “titre etmek”, sadece bir başlangıç değil, bir dönüşüm de olabilir. Titreten, sadece kalbin çırpıntısı değil, o anın içinde kaybolmak, büyümek ve sonunda yeniden kendini bulmaktır.

Ve Sonra, O Titreyiş Devam Eder

Bazen, yaşadığınız anlar hayatınızı hep bir şekilde değiştirir. O akşam, o bakışlar ve o kalp çırpıntısı, bana şunu gösterdi: Titreten şeyler, bazen sadece başlangıçtır. Kalp, birini hissettiği kadar değişir. Yani, titreten duyguların hayatımıza getirdiği anlam, yaşadıklarımızla yoğrulur. Şimdi, “titre etmek” demek, sadece o eski geceyi değil, her anımı hatırlatıyor. Her an, bir başka titreyişin habercisi…

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

mecidiyeköy escort
Sitemap
ilbet giriş