Kayseri’nin Soğuk Rüzgârında Bir Düşüş
Merhaba! Cocu sayfasının bu haftaki konusu “Düşme sonucu oluşan şişliğe ne iyi gelir”. Umarız faydalı bulursunuz!
Kayseri’de rüzgâr bazen insanın içini değil, kemiklerini üşütür. O gün de öyle bir gündü. Sabah evden çıkarken gökyüzü griydi ama içimde garip bir hafiflik vardı. Sanki gün bana bir şeyler fısıldıyordu ama anlamamıştım.
Üniversiteye yetişmek için hızlı yürüyordum. Kulaklarımda kulaklık, bir yandan da defterime not aldığım cümleleri tekrar ediyordum. Hayatım o dönem biraz dağınıktı. İçimde sürekli bir “eksik bir şey var” hissi… Ne olduğunu bilmiyordum ama her sabah onunla uyanıyordum.
Tam köşeyi dönerken oldu.
Ayağım kaldırımın hafif buz tutmuş kısmına takıldı. Bir anlık denge kaybı… Sonra sert bir düşüş. Dizim yere çarptığında duyduğum ses, sanki sadece dış dünyadan değil içimden de gelmişti.
O an sadece şunu düşündüm: “İşte yine olmadı.”
Yerde Kalan Diz ve İçimde Büyüyen Sızı
Yerden kalkarken dizimde tuhaf bir sıcaklık hissettim. Önce önemsemedim. Ama birkaç dakika içinde o sıcaklık yerini zonklayan bir şişliğe bıraktı. Pantolonumun üzerinden bile hissediliyordu.
İçimde garip bir panik vardı. Ne dramatik bir çığlık ne de abartılı bir korku… Daha çok sessiz bir kırılma. Sanki bedenim bana “yavaşla” diyordu ama ben hep hızlı yaşamaya alışmıştım.
O an aklıma annemin sesi geldi. Küçükken düşüp dizimi yaraladığımda hep aynı şeyi söylerdi: “Hemen buz koy, şişmesin.”
Ama o gün buz yoktu yanımda. Sadece soğuk Kayseri rüzgârı ve cebimde buruşturulmuş bir ders notu vardı.
Bir bankta oturdum. Dizime baktım. Şişlik büyüyordu. İçim sıkıştı. Sanki küçük bir düşüş sadece fiziksel değil, bütün günümü de yere sermişti.
İlk Tepki: Şaşkınlık ve İnkar
İlk dakikalarda kendime bile itiraf edemedim. “Bir şey yok” dedim içimden. Hatta hafifçe güldüm. Ama o gülüşün içinde kırık bir şey vardı.
Telefonumu çıkardım, arkadaşlarıma yazmayı düşündüm. Sonra vazgeçtim. Kimseye küçük bir düşüşü büyütmek istemedim. Ama dizim başka bir şey söylüyordu: “Büyüdüm bile.”
Şişlik artık netti. Üzerine bastıkça sızlıyordu. O an fark ettim ki bazı şeyler görmezden gelindikçe küçülmüyor, aksine büyüyor.
Düşme Sonrası Şişlik ve Hayatın Küçük Dersleri
Sonra hastaneye gitmedim. Önce eve döndüm. Yol boyunca her adımımda dizimdeki ağrıyı hissettim. Sanki bedenim bana sabır öğretmeye çalışıyordu.
Evde ilk işim internetten bakmak oldu. “Düşme sonucu oluşan şişliğe ne iyi gelir?” diye yazdım. Karşıma çıkan ilk şeyler aslında annemin yıllar önce söylediği şeylerin modern hâliydi.
Buz uygulamak.
Ayağı yukarı kaldırmak.
Dinlendirmek.
Baskı uygulamak ama fazla değil.
Ama o an fark ettiğim şey tıbbi bilgilerden daha derindi. Ben hep acele ediyordum. Hem yürürken, hem düşünürken, hem de hissederken.
Buzun Sessiz Gücü
Buzdolabından bir buz torbası çıkardım. Havluya sardım ve dizime koydum. İlk temas… Soğuk, keskin ve gerçekti.
O soğuklukla birlikte içimde de bir şeyler duruldu. Şişlik hâlâ vardı ama sanki biraz geri çekilmiş gibiydi.
O an kendime şu soruyu sordum: “Ben neden hep düşüyorum?”
Sadece fiziksel olarak değil… Hayatta da.
Yukarı Kaldırmak: Sadece Bacak Değil, Zihni de
Ayağımı yastıkların üzerine uzattım. Bir süre tavana baktım. Ev sessizdi. Kayseri’nin o kendine has ağır sessizliği içeri sızmıştı.
Dizimi yukarıda tutarken garip bir şey oldu. Sanki sadece şişlik değil, zihnim de hafifledi. O gün fark ettim ki bazı basit hareketler sadece bedeni değil, ruhu da değiştiriyor.
Bazen insanın tek ihtiyacı biraz yükselmekti. Kelimenin tam anlamıyla.
Gece ve Düşünceler Arasında Bir Diyalog
Gece olduğunda ağrı azalmıştı ama tamamen geçmemişti. Dizimde hafif bir sızı kalmıştı. Ama o sızı artık beni rahatsız etmiyordu.
Aksine, bana bir şey hatırlatıyordu.
Defterimi açtım. Uzun zamandır yazmadığım sayfalara baktım. Kalemi elime aldım ama bir süre yazamadım.
Sonra şu cümle döküldü:
“Bugün düştüm. Ama aslında sadece dizim değil, acelem de yere çarptı.”
Garipti. Yazdıkça içim açılıyordu.
Şişliğin Azalması ve İçsel Bir Uyanış
Birkaç gün boyunca buz uygulamaya devam ettim. Dinlendim. Fazla yürümemeye çalıştım. Her gün dizime baktığımda şişliğin biraz daha azaldığını görmek bana garip bir umut veriyordu.
Sanki bedenim bana şunu öğretiyordu: “Zamanla her şey geçer ama sen öğrenmezsen aynı yerden tekrar düşersin.”
O günlerde daha dikkatli yürümeye başladım. Kaldırımlara bakarak. Acele etmeden.
Ama en önemlisi, kendime daha dikkat ederek.
Küçük Bir Düşüşten Büyük Bir Farkındalığa
Bir akşam yine aynı sokaktan geçtim. İlk düştüğüm yerin tam üzerinden.
Durup baktım. O an hiçbir şey hissetmedim. Ne korku ne öfke. Sadece hafif bir gülümseme.
Çünkü artık biliyordum.
Düşme sonucu oluşan şişliğe ne iyi gelir sorusunun cevabı sadece buz değildi. Dinlenmekti. Sabırdı. Kendini zorlamamaktı. Ama en çok da kendini duymaktı.
Kayseri’de Bir Dizin Öğrettiği Şey
Hayat bazen en basit anlarda öğretir en büyük dersleri. Ben bunu bir kaldırım kenarında öğrendim.
O düşüşten sonra dizimdeki şişlik geçti. Ama bana bıraktığı iz çok daha uzun sürdü.
Artık acele etmiyorum. Daha dikkatli yürüyorum. Ama sadece sokakta değil, düşüncelerimde de.
Çünkü bazı düşüşler sadece can yakmaz. Aynı zamanda insanı kendine getirir.
Ve ben o gün, Kayseri’nin soğuk bir sabahında, küçük bir şişlikle başlayan bir hikâyenin aslında içimde çok daha büyük bir şeyi iyileştirdiğini fark ettim.
Cocu ekibi olarak “Düşme sonucu oluşan şişliğe ne iyi gelir” konusunu sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyduk. Sağlıklı ve mutlu günler!